| |
Toprak AnaToprak Ana
Aylin Öney Tan
‘Köylü Milletin Efendisidir!’
Slow Food hareketinin kurucusu ve lideri Carlo Petrini geçtiğimiz hafta düzenlenen Terra Madre (Toprak Ana) buluşmasının kapanış töreni konuşmasının özü buydu. Petrini, köylüyü çiftçiyi toplumun arka tekerleği gibi gören zihniyetin yıkılması gerektiğini söylerken, ‘onlar toplumun gerçek bilge kişileridir ve gelecek onlara aittir’ diyerek sözlerini tamamlıyordu. Atatürk’ün 87 yıl önceki sözlerinin neredeyse tıpatıp aynısı bugün dünyaya umut veren yeni bir hareketin lideri tarafından benzer bir biçimde dile getiriliyordu.
Terra Madre, iki yılda bir İtalya’nın Torino kentinde dünyanın dört bir yanından gelen insanların buluştuğu büyük bir platform. Çiftçi, köylü, küçük üretici, peynirci, çoban, akademisyen, araştırmacı, aktivist, yazar, gazeteci, kooperatif temsilcisi, öğretmen, öğrenci, işçi, memur, aşçı, lokanta sahibi, akla gelebilecek her meslekten yiyecek içecek dünyası ile ilgili kişi Terra Madre etkinliğinde bir araya geliyor. Bio çeşitliliği ve çevreyi korumak, tohumun patentlenmesine ve GDO’lu ürünlere karşı çıkmak, su hakkını savunmak, geleneksel üretim biçimlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak, küresel kartellerin dayatmalarına direnmek gibi pek çok konuda tartışmalar, paneller yapılıyor, dünyanın dört bir yanından projeler sunuluyor, üretimler, fikirler paylaşılıyor. Dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yönetenlere, uluslararası şirketlerin getirdiği felaketlere karşı çıkanlar geleceğe dair umutlarını bu ortamda paylaşıyor. Özetle Terra Madre topraktan ekmeğini çıkaranların, toprağı korumak isteyenlerin el ele tutuştuğu, kalplerin birlikte çarptığı, küreselliğin getirdiği sonuçlara karşı küresel bir direniş ortamı, aynı kaygıları taşıyan insanların küresel iletişim ağı.
Türkiye Katılımcıları
Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Terra Madre toplantılarına Türkiye’den 30 delege seçildi. Bir o kadar da gözlemci olarak katılan Slow Food gönüllüsü vardı. Türkiye’den katılanlar farklı ilgi alanlarıyla geniş bir yelpaze oluşturuyordu. Türkiye delegeleri arasında yerli çiftlik hayvan ırklarını koruma konusunda uzman Tekirdağ Üniversitesinden Prof. İhsan Soysal, İzzet Baysal Üniversitesinden Ahmet Yaman, Çanakkale-Ayvacık Organik Et Üreticileri Birliği’nden ilçe tarım müdürü Vural Keskin, ‘Başka Bir Gıda Mümkün Girişimi’nden Kadir Dadan, GDO’ya Hayır Platformu’ndan Arca Atay, gıda mühendisi ve arkeolog Ahmet Uhri, Hemşin’den organik çay üreticisi ve muhtar Abdurrahman Aydın, Zeytindalı Kadın Kooperatifi-İlk Adım-İlk Tohum Kapari yetiştirme projesiyle Menşure Işık Köselerli, En Yeşil Ankara Derneği-Sincan Hapishanesi ‘Duvarların Ötesi Proje’siyle Damla Cömert, Gastro dergisi editörü Nilhan Aras, Osmanlı- Türk Sefarad Kültürü Araştırma Merkezi koordinatörü Karen Gerson Şarhon, süt üreticisi Aysun Sökmen, Gençlik Gıda Hareketi Temsilcileri, Gaziantep grubu temsilcisi Filiz Hösükoğlu, Ege’li lokanta sahipleri Huriye Bakay ile Handan Kayguzer, organik üretici Pelin Balcıoğlu ve Ankara grubu temsilcisi olarak bu köşenin yazarı da vardı. Türkiye ekibi gibi bütün dünyadan katılım da çok çeşitliydi. 150 ülkeden 9.000 delegenin çoğunluğunu çiftçiler ve köylüler oluşturuyordu. İlginç olan Çin, Hindistan gibi önde gelen tarım ağırlıklı Asya ülkeleri, sömürülmekten canı çıkmış Güney Amerika ve Afrika ülkeleri ile Amerikalı geleneksel çiftçilerin kaygıları ve dertleri arasındaki paralellikti. Amerikalı küçük çiftçi de sanayi tipi tarım ve gıda üretimi yapan dev şirketlerin karşısında çaresiz kalıyordu. Yale üniversitesinde sürdürülebilir gıda projesini başlatmış olan ABD Slow Food hareketinin başkanı Joshua Viertel bir toplantı sonrasında ülkesindeki durumu çok güzel özetledi: “Amerika, dünya gıda sistemini çıkmaza sürüklemiş ve dünya tarımının başına illet olan bir sürü sorunu yaratmış olabilir, ama bugün Amerika’da, hiçbir zaman olmadığı kadar, bu gidişatı değiştirmeye baş koyan insan var. Bu geleceğe dair bir umuttur.”
Lezzet Fuarı
Terra Madre toplantılarının yanı sıra, hemen yan binada ayrıca bir de yiyecek içecek fuarı ‘Salone del Gusto’ düzenleniyor. Eski Fiat fabrikasında yer alan dev fuar bir Slow Food organizasyonu. İtalya’nın farklı bölgelerinden yerel yiyecek ve üretimlerin yer aldığı İtalya bölgeleri salonu dışında, peynir ve süt ürünleri, et ürünleri, zeytinyağı, ekmek ve unlu ürünler, pastacılık gibi bölümler de bulunuyor. Yerel ürünlerin çoğu geleneksel yöntemlerle yapılan küçük üreticilerin ürünleri olmasına karşılık, kooperatif ve bölgesel sanayi ürünleri de bu fuarda yer alıyor. Kimilerince Slow Food felsefesiyle çelişkili gibi dursa da en büyük sanayi ürünlerinde bile yöresel değerlere vurgu yapıldığı, örneğin peynirin hangi hayvan ırkının sütünden elde edildiği veya makarnanın hangi tür buğdayın unundan yapıldığı gibi bilgiler özellikle vurgulanıyor. Ne yediğimizi bilme hakkımızın bulunmadığı bir ülkeden gelince böylesine ticari bir fuarda bile yiyeceğin menşeine yapılan vurgu dikkati çekiyor. Fuarın bir de uluslar arası bölümü var. Bu bölümde farklı ülkelerden standlarda Slow Food Presidia projesi tarafından koruma altına alınan ürünler sergileniyor. Bu yıl sekizincisi düzenlenen fuarda Türkiye sadece Kayra şarapları ile varlığını gösterdi. Kayra grubu doğru bir seçimle Slow Food felsefesine uygun olarak yerli üzüm türleriyle ürettiği şarapları ön plana çıkarmıştı.
Slow Food hareketi giderek büyüyen bir hareket. Terra Madre bu yıl ana vurgusunu anadili üzerine yapmıştı. Açılış töreninde her kıtadan kaybolmaya yüz tutmuş yerli dillerde konuşmalar yer aldı. Bio-çeşitlilik kadar çok kültürlülük de vurgulandı. Katılımcıların çeşitliliği de düşünülürse herkesin kendine göre bir Slow Food anlayışı ve bakışı var. Bu hareket zaten aynılaşmaya karşı duran bir oluşum ve felsefesi gereği çeşitliği içeriyor. Elbette Terra Madre delegeleri içinde birbirinden çok farklı yöntemler benimseyen, çok farklı yaklaşımlar sergileyenler bulunuyor. Ancak paylaşılan tek bir ilke var: Toprak yiyeceğimizin kaynağı, varlığımızın özü ve hepimizin gideceği yer. Toprağa sahip çıkmamız gerek. ‘Köylü milletin efendisidir’ diyerek toprağı işleyen köylüye sahip çıkan Atatürk neredeyse bir asır önce tarımın önemini vurgulamıştı. Bugün ne yazık ki küresel kartellerin peşinde tohum yasaları çıkaran bir zihniyetin kıskacındayız. Cumhuriyet bayramını kutlarken Yerli Malı Haftası’nı unutmuş bir millet olarak hüzün duymamak mümkün değil.
Panzanella (Köylü usulü Ekmek Salatası)
Bu kez tarifimiz İtalya, Toskana bölgesinden bir köylü salatası. Bayat ekmek ve soğandan yapılan bu salata köylülerin kendi üretimi taze sıkma zeytinyağıyla muhteşem oluyor, bir baş soğanla toprağın gerçek tadını veriyor.
6 kalın kesilmiş dilim bayat köy ekmeği 1 iri kırmızı soğan 2 avuç iri fesleğen yaprağı 1/ bardak sızma zeytinyağı Biraz üzüm sirkesi, kaba tuz ve karabiber
Bayat sert ekmek dilimlerini 5-10 dakika kadar soğuk suya batırın. Çıkarıp iyice sıkın ve geniş bir salata kâsesine avucunuzda ovalayarak ufalayın. Soğanı halka halka doğrayın ve fesleğen yapraklarıyla birlikte ekmekle karıştırın. Zeytinyağıyla alt üst edin ve damak tadınıza göre biraz sirke ekleyin. Kaba turşuluk tuzu ve biberi havanda birlikte dövün ve istediğiniz miktarda salataya ekin. |
FSD Lideri Defne Koryürek'den çağrı varSADECE İSTANBUL MU LÜFERE HASRET?
|