SF Conviviumları

Aylin Öney Tan


Yemek tarih boyunca hayatın merkezinde yer almış. Avcı-toplayıcı topluluklardan, büyük imparatorluklara kadar insan hayatının odağında yemek ve yemeği paylaşmak var.

Elbette yemeği, yiyecek kaynaklarını paylaşamamak da insanoğlunun kaderini çizmiş. Güç ve egemenlik kavgaları yiyecek uğruna verilmiş, savaşlar bu yüzden çıkmış.

Bütün toplumlarda doğumlar, ölümler, düğünler, bayramlar yemekle kutlanıyor. Sofrada bir araya gelmek, birlikte olmak, ortak yemeği paylaşmak insanlar arasındaki bağı kuruyor. Aileler sofra etrafında bir araya gelince anlam buluyor, düğün dernek bayram seyran şölenlerinde topluluklarda aidiyet duygusu güçleniyor.

Kısacası birlikte yaşamak sofrada anlam buluyor.

Latince “convivium” kelimesi “ziyafet” demek.

Aslında bu kelime “con/ile” ekiyle, “vivere/yaşamak” fiilinin birleşmesinden oluşuyor ve ‘birlikte yaşamak’ anlamına geliyor. Eski Romalılara göre yaşamak, hayatı paylaşmak kadar birlikte yemek yemek, sofrayı paylaşmak demek oluyor. ‘Convivium’ sözcüğü aynı zamanda bir nebze yaşam sevinci ve hayatın canlılığını da içeriyor, sofra ortak sevincin simgesi oluyor.

Elbette bu sevinç, yemeği hak etmek için verilen mücadelenin kutlanması, emeğin kutsanması anlamını da taşıyor.

Bu nedenle Slow Food hareketi yerel örgütlenmeler için ‘convivium’ adını uygun görmüş.

Aynı dünya görüşünü paylaşan fikri denk insanlar bir araya gelerek baş başa verip çevrelerindeki yemek değerlerini korumak için uğraş veriyorlar.

Gastronomik kültürel mirası yaşatmak, kaybolmaya yüz tutan tarım ve hayvancılık değerlerini ve geleneksel üretim biçimlerini desteklemek, çevreyi ve biyo-çeşitliliği korumak Slow Food hareketinin temel hedeflerini oluşturuyor. Giderek standartlaşan ve aynılaşan endüstriyel ürünlere karşı geleneksel ve yerel olanın yanında yer alan hareket, dünyanın her yerinde küçük yerel üreticilere destek çıkıyor.

Bu ilkeler doğrultusunda Slow Food yönetimi, yerel oluşumların öncelik vermesi gereken faaliyetleri şu şekilde belirliyor:

  • SF hareketinin felsefesini yaymak;
  • SF hareketini yeni üyeler kaydederek yaygınlaştırmak;
  • Yiyecek ve içecek ile ilgili kamu kurumları, dernekler, birlikler, kooperatifler, esnaf, zanaatkâr, meslek ve ticaret odaları, üreticiler, çevre örgütleri, okullar ve diğer akademik kurumlar ve basın ile ilişkiler kurmak ve işbirliği yapmak;
  • Sürdürülebilir tarım, hayvancılık ve yiyecek üretimi konularında bilgi altyapısını güçlendirmek, kaybolma tehdidi altındaki değerlerin envanterini oluşturmak;
  • Diğer ‘convivium’ örgütlenmeleri ile ilişkiler geliştirmek, ortak etkinlikler düzenlemek ve işbirliği yapmak;
  • SF hareketinin ulusal ve uluslararası projelerine destek olacak etkinlikler düzenlemek.

Yemek ile ilgili değerleri kaybetmemek insanlığın geleceği açısından son derece önemli. Geleneksel kültür değerlerini korumak aile ve toplum yapısını sürdürebilmek için gerekli. Bölgesel tarım değerlerini ve yerel üretimleri kaybetmemek ve çevresel dengeyi gözetmek ülkelerin geleceği için önem arz ediyor. Geleneksel yerel üretim biçimlerinin korunması, çelişkili gibi gözükse de, pek çok durumda sürdürülebilir kalkınmanın temelini oluşturuyor.

Slow Food üst yönetimi, örgütlenme yapısı içinde, yerel ‘convivium’ yapılanmasını son derece önemli buluyor. Bu bağlamda ‘convivium’ların yani bölgesel grupların göstereceği çabalar çok önemli. Yerel değerleri en iyi saptayabilecek, projeler oluşturacak ve örgütlenmeyi kuracak olan bu gruplar olduğu gibi, iyi ve doğru olanı da ancak bölgenin insanı ayırt edebiliyor. Aynı şekilde bölge çıkarlarını gene en iyi bölge insanı gözetebiliyor. Sonuçta gene ancak yerel gruplar geleneksel değerleri güçlü bir sürdürülebilir kalkınma aracına dönüştürebiliyor.

Convivium oluşumları oldukça geniş bir yelpazede faaliyet gösterebiliyor.

Bu konuda Slow Food ilkeleri doğrultusunda kalmak koşuluyla her türlü etkinlik yapılabiliyor. SF adını kişisel çıkarlar doğrultusunda kullanmak, profesyonel anlamda yarar çıkartmak ve kâr amacı gütmek ise kabul edilemeyeceklerin başında geliyor.

Bu noktalara dikkat ederek yerel gruplar çok çeşitli faaliyetler düzenleyebiliyor.

Kimi gruplar sadece yemekler, tadımlar, geziler, söyleşiler düzenliyor ve bununla yetiniyor. Kimi gruplar hasat şenlikleri, bağ bozumları, çiftlik ve imalathane ziyaretleri organize ediyor; kimi bölgesel ölçekte envanter çalışmaları yapıyor, yerel değerleri tespit ediyor ve bunları korumak için projeler üretiyor. Yardıma ihtiyacı olan projelere, üretimlere destek amacıyla kaynak sağlayacak girişimlerde bulunuluyor, bunların tanıtılması için gayret gösteriliyor.

Kimi gruplar ise daha ciddi bir platformda varlık göstererek sektör örgütlenmelerine öncülük ediyor, yerel baskı grupları oluşturuyor, siyasal mücadele veriyor. .

Convivium yapılanmasında her topluluk kendi içinde bir bütün oluşturuyor, her grup birbirinden tamamen farklı özellik gösterebiliyor. Grup faaliyetleri bir araya gelen kişilerin ilgilerine göre değişebiliyor. Her grubun kurucu bir lideri ve bir ya da daha fazla sayıda lider yardımcısı oluyor. Buna ek olarak grup yönetiminde birer adet sekreter ve muhasip üye bulunuyor. Grupların kendine ait ayrı bir ad taşıması gerekiyor. Genellikle bölge, kent, ilçe, köy, semt adı gibi yerel adlar tercih ediliyor ancak faaliyet alanına göre bir ad da seçilebiliyor. SF hareketine ilgi duyan herkes birey olarak Slow Food üyesi olabiliyor. Her üye bölgesindeki en yakın convivium’un doğal üyesi kabul ediliyor. Böylece her SF üyesi doğal olarak bir iletişim ağının içine dahil oluyor. Convivium grupları en az 25 SF üyesinden oluşuyor, 250 kişinin üzerindeki grupların ise bölünmesi tavsiye ediliyor. Etkinlikler kamuoyunda da duyuruluyor ve kimi zaman katılıma açık oluyor. Grup etkinlikleri diğer gruplar ile ortak iletişim ortamında duyuruluyor. Böylelikle dünya çapında bir iletişim ağına ulaşılabiliyor. Dünyanın dört bir yanında düzenlenen convivium etkinlikleri hakkında dünyanın öbür ucunda bilgi edinilebiliyor. Taşkent’te yemek şenliği düzenlenirken, Beyrut’ta çiftçi pazarı düzenleniyor, Torino’da hastane yemekleri tartışılırken, Trieste’de okullarda tat eğitimi veriliyor, Atlanta’da tuz tadımı yapılırken, İngiltere’de patates çeşitleri karşılaştırılıyor, Avusturya’da çocuklar babalarına yemek pişirirken, Amerika’da ilkokullarda ‘tohumdan tabağa’ eğitim seminerleri düzenleniyor.

Tek bir idealden binlerce fikir çiçek açıyor.



Slow Food’un Felsefesi - Misyonu