| |
2010’da da Toprak Ana’ya Anadolu’dan bin selam!2010’da da Toprak Ana’ya Slow Food hareketinin dünyaya yerleşmiş 120 ülkedek, 172 bin üyesi, toplam 1150 etkinlikte ‘Terra Madre’ (İtalyancasından çevirirsek ‘Toprak Ana’) Haftası olarak kutluladı. Şenlikler Slow Food Merkezi tarafından resmi ‘Toprak Ana Günü’ ilan edilen 10 Aralık itibariyle zirveye çıktı. Etkinlikler arasında neler yoktu ki?.. Bosna-Hersek’te “Yerel Yiyecekler Türkiye’de de ilginç etkinlikler vardı: İstanbul’da Darüşşafaka Okulları 5. sinif öğrencileri ile mevsiminde sebze meyve kullanarak yemek atölyesi, ‘Mübabele Yemekleri’, Adapazarı’nda “Yavaş Pişir Yavaş Ye”, İzmir’de “Unutulmuş Balkan Yemekleri”, Foça’da “Foça Karası Üzümlerinden Şarap Yapanlara Şükran ve Saygı Günü”, Urla’da “Toprak Ana’ya Saygı Yemeği”, Erdek’te ‘Güneşin Sofrası’ gibi… Bir araya gelindi. Söyleşiler eşliğinde özgün lezzetler tadıldı. Daha da önemlisi, ‘Slow Food Gönüllüleri’ “Yerel Toprak Ana Toplantıları”nda üreticileri, aşçıları, araştırmacıları ve tüketicileri bir araya getirerek; bu toplantılarda yerel, temiz, iyi ve adil gıda ağını güçlendirmek üzere kamuoyuna ve hükümetlere gelecek için bilgiler verildi, mevcut fikirler paylaşıldı. İşte bu yılın etkinlikleri Teos’ta yerel tatlar:
Seferihisar’da da bu yıl kurulan Slow Food Teos Birliği, Toprak Ana gününde yerel yemekleri modern mutfakla tanıştırdı. L’escargot restoranda Teos Birliği üyesi Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’inde katıldığı kutlamada Ekmek Dolması, Yuvalaça, Nohutlu Mantı gibi yerel yemekler her zamankinden farklı bir şekilde sunuldu. Seferihisar’ın yerel yemeklerini Teos CV üyeleri ile birlikte yapan Şef Yılmaz Öztürk, Teos Birliği üyelerine gelenekselin yanında mandalinalı Cheesecake gibi yeni tatlar da sundu. Datça’da bir CV kuruluyor
Yağmur Böreği Lideri Ayfer Yavi yazdı: Datça Belediyesi ve Datça Kent Konseyinin Davetlisi olarak, İzmir Bardacik Lideri sevgili Nedim Atilla ile kolkola girerek Datça yollarına düştük. Yaklaşık 100-120 kişilik bir topluluğa Nedim Bey Slow Food’u felsefesini ve nasıl içinde olunabileceğinin bilgisini verdi. Ben de Torino-Terra Madre izlenimlerimi fotoğraflar eşliğinde anlattım. Katılımcılar arasında Başkan, Kent Konseyi, STK’lar, Datçalılar, Meslek Lisesi Aşçılık okulu öğrencileri, aşçılar, öğretmenleri de olması bizi çok memnun etti. Daha sonra bu günün önemine has yerel ürünlerle yapılmış bir sofrada Datça otlarını ve geleneksel yemeklerini tadımlamak imkanı bulduk. Yağmur Böreği Terra Madre Etkinlikleri ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() YAĞMUR BÖREĞİ BİRLİĞİ TOPRAK ANA GÜNÜ ETKİNLİKLERİ 10 Aralık MÜBADİL YEMEKLERİ AÇIK MASA BULUŞMASI: Selanik mübadili Hüseyin Efendi’ye İstanbul’a ayak basınca Silivri yakınlarındaki Çanta kayıt altına aldığı, topladığı binlerce mübadele manilerilerinden birkaçıyla son buldu. Mübadele hikayeleri ve yemekleri burada kalmayacak, değişik bölgelerden göçen 10 Aralık günü “Mübadele Yemekleri”nde bir araya gelen Yağmur Böreği grubu Fikir Sahibi Damaklar Terra Madre’yi nasıl kutladı? Fikir Sahibi Damaklar geçen yıl yaptığı gibi, bu yıl da ilk gün bir öğle yemeğinde buluştu. Defne Koryurek yazdı. Üyelerimizden Turgut Kağıtçı’nın işletmesinde tümüyle yöresel ürünlerle imal ettiği iki pizzayı tattık, biri Konya küflü, Afyon köy peyniri, Kars gravyeri ve Trabzon köy peynirinden oluşan 4 peyniri,
diğeriyse peynirinden turşusuna ve elbette sucuğuna Kayseri’den lezzetler içeriyordu:
ama öğlenin en muhteşem lezzeti Turgut bey’in annesi Leyla hanım’ın bizler için hazırladığı ve aslen anneanne Ulviye hanım’ın tarifi olan bir mantıydı:
ertesi gün ise akşam yemeğimiz vardı.
“İstanbul Lüfer’e Hasret Kalmasın!” İzmir Bardacik Birliği Terra Madre etkinlikleri
2010 yılı Terra Madre Günü- Toprak Ana’ya Saygı Plaketini verdiğimiz Foça Karası Üzümü’nü hayata döndüren Volkan Sucukçu ve arkadaşlarının öyküsü… Geçen yıl 2009′da ilk kez yerel anlamda da kutlanan Terra Madre için neler yapabileceğimizi düşünürken SF İzmir Bardacik yönetiminden değerli dostumuz Yeşim Yassıoğlu “Terra Madre Plaketi” vermeyi önermişti. SF Merkeze böyle bir şey yapacağımızı bildirdik onlar da etkinlik listesine koydular. Geçen yıl Seferihisar Armola peynir üreticileine verdik ilk ödülü. 1924′ten beri bu işi yaşatan Zeybekoğlu Ailesi’ne… Defne Koryürek’in de yardımıyla SF Uluslararası sayfasında yer aldı ödül töreni. Bu yıl da Foça Karası- Volkan Sucukcu ve arkadaşlarına vermeye karar verdik. Her 10 Aralık’ta geleneksel, doğal ve yerel tatları yaşatanlara bu plaketi vermek isteriz…Toprak Ana Günü kutlu olsun!
Antik üzümümüz Foça Karası… Üzüm zengini Anadolu toprakları… Kaldı ki antik çağlara ait tüm figürler, üzüm salkımlarıyla bezeli. Yaklaşık 140 milyon yıl öncesinden beri bilinen bu meyvenin Anadolu coğrafyasındaki bereketi ise, 1200 çeşitle anlatılıyor. Ancak, bugün geriye kaç türün kaldığı bilinmiyor. Üniversite ve bağcılık enstitüleri Mustafa Kemal’in 1930’da verdiği talimatı unutmuş, 1970 sonrası araştırma yapmayı bırakmış. 1923 Mübadelesi sonrası bağcılık da bitince hepten kaybolup gitmiş Anadolu üzümleri. Elde kalanları zaten biliyoruz. Oysa 1200 çeşit içinde en azından 60′ının şaraplık üzüm olduğu biliniyor. Üstelik bu sayı bazı deneme ve araştırma yöntemleri ile artırılabilir. Ege ve özellikle de İzmir, hem yerli türleri araştıran gönüllü grupları, hem de yabancı türlerle kaliteli şarap üretimine geçmiş olan büyük firmalarıyla atakta. Bölgenin bereketli topraklarında yerli türlerin peşinde olanlar, eski tarım kültürünü canlandırmaya çalışıyor. Antik üzümümüz “Foça Karası”, yıllardan sonra tekrar diriltiliyor örneğin. “Urla Karası”nı bu yıl içebiliyoruz. “Bornova Misketi”, Bornova’da kalmamış Menderes Ovası’na inmiş olsa da, pek çok üretici tarafından İzmir adıyla sunuluyor. Ama ona Bornova Misket diyenler var. Karşıda Sisam Adası’nda dünyanın en iyi tatlı şaraplarından birini Nectar’ı yapan Samoslular… Ege’nin “Sultaniye” üzümü dikiliyor dört bir yana, pek hoş beyaz şaraplar sunuyor bize… İzmir’in Sevilen ve Urla şarap firmaları ise yerli üzümlerin yanı sıra “Cabernet Sauvignon”, “Merlot” ya da “Shiraz” gibi dünyaca ünlü yabancı türlerle dünya pazarına oynuyor. Başarılı da oluyor… İtalya, Fransa ve İspanya gibi bağcı ülkelerin dışında ABD, Arjantin, Şili ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde de üretilen bu türlerin İzmir adıyla dünya piyasasında nasıl yer edineceğini sorarsanız, yanıtı Ege’nin verimli toprakları ve ikliminde. Bölgesel şarapçılık da burada başlıyor zaten. 9 yıllık emeğin ürünü Yerli türlerin peşinde olan bir grup Foça’da. Onlar, neredeyse Cabernet Sauvignon’un bile atası olduğu ispatlanacak “Foça Karası”nın izinde… İyonlar’ın kurduğu en önemli kentlerden biri olan Foça’da 2 bin 600 yıl önce yetiştirilerek gemilerle Marsilya’ya götürülen, oradan da Avrupa’ya taşınan bu antik üzüm, Foça Karası Grubu sayesinde tekrar kendi topraklarına döndü. Fransa’da ilk tanınan üzüm olarak bilinen Foça Karası, doğduğu bölgede sadece 20′nci Yüzyıl’ın ilk çeyreğine kadar yaşamış. Sonra giderek yok olan Foça Karası’nı anavatanına kazandırma işi de bir grup insana düşmüş. Bunun için tam dokuz yıldır çalışıyorlar. Hatta grup başkanı Volkan Sucukçu şöyle anlatıyor öyküyü: “Önce Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ne bağlı Mordoğan Deneme İstasyonu’nda Foça Karası çubuklarını bulup, Foça’da dağ-tepe dolaşmaya başladık. Sonra da bir-iki fidan bulup, diktik. Şimdi bu fidanların adaptasyon ve seleksiyon işlemleri devam ediyor. Bu şekilde daha iyi cinslere ulaşmaya çalışıyoruz. Her yıl da bir önceki yıla göre daha iyi ürün elde ediyoruz.” Foça Karası üzümüne dair ilk bulgular, vişne ve böğürtlen aromalı olduğu. Sıcak bir yerde yetişmesine rağmen, baharat ağırlıklı bir tür. Ama Sucukçu’nun söylediğine göre, bu gibi bilgiler tam anlamıyla yedi yıl sonra belirginleşecek. Foça Karası Grubu’nun bu işe nasıl soyunduğuna gelince, sahneye tarih bilinci çıkıyor: “Avrupa’da yetiştirilen ilk üzüm, Foça’dan Marsilya’ya götürülen ve orada yine Foçalılar tarafından yetiştirilen bir üzüm türü, yani Foça Karası. Bir İon kenti olarak yaşamını sürdüren denizci Foçalılar, kürekli gemileriyle batıya doğru uzak deniz seferlerine çıkmışlar. Milattan Önce 546 yılında Persler Foça’yı alıp yağmalayınca, Foçalılar tamamen batıya göç etmişler ve Marsilya ile Korsika gibi pek çok koloni şehri kurmuşlar. İşte bu kolonileştirme sürecinde tüm Foça kentleri arasında derin bir dayanışma ve ticari ilişki göze çarpıyor. Güney Fransa’ya ilk bağ çubuklarının da bu dönemde Foça’dan geldiği konusunda önemli bulgular var. Ne var ki kendi bölgesinde korunamıyor Foça Karası. Mübadele sonrası Rumlar gidince, bağcılık geleneği de bitiyor. Üzüm bırakılıyor, yerine zehir dikiliyor.” “Fransa’da her köyün ayrı bir şarabı var” Aslında Sucukçu, Foça Karası’nı 1999 yılında tanıştığı bir Fransız turistten öğrenmiş. İşin içine girince de tiraji-komik bir durumla karşılaşmış: “Fransızlar, ‘Yahu bizim elimizde 25-30 çeşit şaraplık üzüm var. Sizin bin 200′den fazla. Hâlâ neden bizim üzümlerimizi alıyorsunuz?’ diye dalga geçiyorlardı. Zaten Fransa’nın köylerinde hâlâ Anadolu’dan gelen asma ve üzümlerin hikayesi anlatılır. Diğer yandan Fransa’da öyle bir kültür var ki; Bordeux’ya git kendi yöresel şarabını içersin, 30 kilometre öteye geçtiğinde ise aynı şarabı sorarsan sana kötü kötü bakarlar. Düşünün orada her köyün ayrı bir şarabı var. Kasabalarındaki şarap festivalleri bile bin 300 yıldır sürüyor. Bizde ise tam tersi; Türkiye’nin neresine gidersen git aynı şarapları çıkarıyorlar. Öküzgözü ve Boğazkere’de takılıp kalmışız. Neticede her şarap firması, ticari bir işletme. Cabernet, Shiraz ya da Öküzgözü gibi pazarı olan ürünlere yöneliyorlar. Foça Karası üzümünü deneyelim dedikleri an, riske girmiş olacaklar.” Foça Karası Grubu ürettiği şarapta da iddialı. Sucukçu, “Burada Türkiye’nin en namuslu şarabını üretiyoruz” diyor: “Biz turistik bir şey yapmıyoruz. Yani sadece yöresel olsun diye kötü şarap yapmayacağız. Bu yüzden hedefimiz Foça’da üretilen üzümlerin Foça’da işlenmesi. Bağın içine şarap tesisi kurmak için gerekli izinleri de aldık. Hızla ilerliyoruz.” Üstelik bu bağlarda Ege Bölgesi’nin dünyaca ünlü çekirdeksiz üzümü Sultaniye de yetişecek. “Sultaniye, tatlı ve asidi az olan bir şaraplık üzüm çeşidi. Yani taze içilmesi, en fazla bir yıl içinde tüketilmesi lazım. Yoksa aromaları ve kokusu azalıyor. Tabii onu terbiye etme koşulları da var. Bunun üstünde de duracağız.” İZMİR’DE TERRA MADRE ETKİNLİKLERİNDE FİNAL
İzmir’de bu yılki Terra Madre etkinliklerinde final Ege Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyeleri ve öğrencilerine verilen ‘Slow Food Nedir?- Terra Madre Nedir?- Cittaslow neresidir?’başlıklı konferansla sona erdi. Sırasıyla SF İzmir Bardacık Lideri Nedim Atilla, İzmir Bardacık üyesi ve TM Delegasyonundan Arkeolog Dr. Ahmet Uhri ve Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in konuşmaları ve soru cevap bölümü ile birlikte izleyenler 2 saat boyunca bilgilendirildi. Fakulte Dekanı Prof. Dr. Haluk Soyuer konuşmacılara teşekkür etti. Bir Terra Madre haftası da böylece geride kalmış oldu. |
FSD Lideri Defne Koryürek'den çağrı varSADECE İSTANBUL MU LÜFERE HASRET?
|